Author: Editor

Milli Saraylar Resim Müzesi
Culture

Milli Saraylar Resim Müzesi

Dolmabahçe’den Beşiktaş’a her ne hikmetse hep arabayla, hep bir yerlere yetişme koşuşturması içinde, korkunç bir trafiğin içinde geçmişimdir ve her geçişimde de “Resim Müzesi” okunu görmüş, bir gün buradan yürürsem gezeyim şu müzeyi demişimdir… İstanbul’da “hadi geçerken şuraya da uğrayayım” planının bir hülyadan öteye geçemediğini anladığımda, sonunda gizemli “Resim Müzesi” okunun götürdüğü yere özel bir ziyaret yapmaya karar verdim ve İstanbul’un en mucizevi müzesini keşfettim. Mucizevi diyorum ısrarla, çünkü, o küçük “Resim Müzesi” yazan ok, adeta Alis’i Harikalar Diyarı’na çeken beyaz tavşan gibi, insanı Beşiktaş’ın o bitmek bilmez karmaşasından koparıyor; sadece şırıl şırıl su seslerinin duyulduğu, bembeyaz ördeklerin gezindiği, yemyeşil bir iç avluya yönlendiriyor… Müzeye girmede...
Hop! Kardeşim, Dingo’nun Ahırı mı?
History

Hop! Kardeşim, Dingo’nun Ahırı mı?

19. yy… Bir yandan İlber Ortaylı’ya göre Osmanlı İmparatorluğu’nun en uzun yüzyılı, bir yandan da dünyanın hızlı bir değişim-dönüşüme doğru yol aldığı Sanayi Devrimi başlangıcı… Ulaşım araçları bakımından İstanbul’da Atlı Tramvaylar dönemindeyiz. İstanbul’un ilk atlı tramvayı 1871 yılında Azapkapı – Beşiktaş arasında hizmete açılmış, ardından Ortaköy’e kadar uzatılmış. Bu konuya bilhassa görsel ve içerik anlamında daha uzun eğilmek için belki bir gün Rahmi M. Koç Müzesi’nden bahis etmemiz gerekir, aklımız başımıza “hep sonradan” gelir… Neyse biz şimdi konumuza dönelim. Bir yere girerken, geçmişte “destur var mı?” diyerek icazet alınırmış. Günümüzde de, izin almadan, pat diye bir yerlere girdiğinizde, “Hop! Kardeşim, burası Dingo’nun Ahırı mı?” cümlesi ile karşılaşabilirsiniz. Hepimi...
Gidemedim
My Story

Gidemedim

İstanbul’da doğmadım ve büyümedim de… Birçok Ankaralı gibi beni de hayat getirdi buraya. Önceleri geri dönerim sandım doğduğum, bildiğim, sevdiğim yere ama sanki yaşadığım her gün bağladılar her bir dokumu İstanbul’un dokusuna. Hep karar verdim kaçmak için, gidemedim. Trafiğine kızdım, kalabalığına kızdım, yükselen binalarına kızdım ama İstanbul yaşamın içinde olduğumu hissettirdi hep. Öyle çok şey öğretti ki yaşarken, dinamizmi bulaştı adeta bana. Yorulmamayı, yılmamayı, mücadele etmeyi öğrendim. Trafikte beklerken zamanı nasıl kullanmak gerektiğini öğrendim. Okudum, haberleştim, radyo dinledim, etrafıma baktım, insan çeşitliliğini gördüm. İstanbul’da kalabalıkların içinde ayakta kalabilmek için varlık göstermek gerektiğini öğrendim. Hakkımı savundum, sıramı kaptırmamayı, üst geçit...
İstanbulites: Doğan Hızlan
Istanbulites

İstanbulites: Doğan Hızlan

Kimdir: Hürriyet Gazetesi’nin “Edebiyatın Cumhurbaşkanı” lakaplı kültür ve sanat yazarı 1937 İstanbul doğumlu olan Hızlan, Pertevniyal Lisesi’nin bitirmiş ve üzerine hukuk eğitimi almıştır. Ülkedeki birçok edebiyat ödülünün jüri başkanı ve üyesi olan, önde gelen birçok gazetenin kültür-sanat yayınlarını yönetmiş Doğan Hızlan’ın 30’dan fazla yayınlanmış kitabı bulunmaktadır. 2012 senesinde, Antalya Atatürk Kültür Parkı içinde kendi adını taşıyan bir kütüphane açmıştır. 1. İstanbul’u 3 kelimeyle anlatacak olursanız, ne olurdu…. Tarih, manzara, nezaket 2. İstanbul’un fotoğrafını çekseydiniz, hangi kare olurdu? Avrupa yakasından Üsküdar ve havalisinin fotoğrafı 3. İstanbul’dan silmek isteyeceğiniz birşey… Elimde kocaman bir silgi ile, İstanbul’a gelenlerin İstanbul’un yaş...
İstanbulites: Bahar Eriş
Istanbulites

İstanbulites: Bahar Eriş

Kimdir: Dr. Bahar Eriş, çocuklarda yetenek gelişimi ve üstün yetenek eğitimi üzerine odaklanmış bir akademisyen ve yazardır. 1998-2004 yılları arasında New York Columbia Üniversitesi Teachers College’de Üstün Yetenek Eğitim Programı’nda master ve doktora eğitimini tamamlamıştır. 2004-2014 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde üstün yetenek eğitimi konusunda dersler vermiştir. 2015’ten bu yana Bahçeşehir Üniversitesi Üstün Yetenekler Eğitim Merkezi’nde Yard. Doç. Dr olarak ders vermektedir. Her Çocuk Üstün Yeteneklidir (Alfa) kitabının yazarıdır. 1. İstanbul’u 3 kelimeyle anlatacak olsanız ne olurdu? Eski dünya güzeli 2. İstanbul’un fotoğrafını çekseydiniz hangi kare olurdu? Boğaz Köprüsü’nün mutlaka içinde olduğu bir manzara fotoğrafı 3. İstanbul’dan s...
Balat Stories
The City

Balat Stories

Sabahın serin sükunetinde evinin önüne serdiği kilimine oturmuş çekirdek çitleyen kadının çıtçıtlarından başka ses duyulmuyordu. Derken sokağın ucundan trompetle dolaşan bir çocuk girdi, çalarak yaklaştı. Kadın yavaşça başını kaldırdı, tatlı tatlı seslendi: Küçüüük, senin mi o davul? Çocuk çalmayı esti: Eveeeet Kadın sakince devam etti: Bana bak şimdi alır onu kafana geçirir, senin de boğazını sıkarım. Yürü git mahallende çal, hadee! Ve tekrar sessizlik… Balat’ın ara sokaklarında olağan günlerden biri başlıyordu. Bilen biliyor ya hani, son yıllarda Cihannüma’mızın güzide, tarihi eserleriyle kıymetli,  ahalisiyle kozmopolit semti Balat iyiden iyiye moda oldu. Hatta hiç olmadığı kadar hip ve avantgarde tanımlanmaya başlandı orada yerleşip yaşamak. Öncelikl...
İstanbul’un Ortodoks Esnafı
Culture

İstanbul’un Ortodoks Esnafı

Kişisel yorumlarla filtrelenmeden tarihi anlayabilmek, gözünde canlandırabilmek bugün ne büyük bir lüks… Bu nedenle, tarihe meraklılar için, tarihe düşülmüş kayıtlar, tabii eğer ulaşabilmek mümkünse, bu lüksü yaşayabilmenin neredeyse yegane aracı. İşte, esas mesleği doktorluk olan ama aynı zamanda bizantolog ve tarihçi olarak kabul edilen Aleksandros Paspatis’in “İstanbul’un Ortodoks Esnafı” başlığıyla Kitap Yayınevi tarafından basılmış kitabı bu nedenle çok değerli. Paspatis, her ne kadar Türk okurları için yabancı bir isim olsa da, Osmanlı topraklarındaki çingenelerden Bizans dönemi İstanbul’un topoğrafyasına, doğum yeri olan Sakız Adası’nın diyalektinden, tıp konularına çok sayıda yazılı eseri olan bir şahsiyet. 1840-1882 yılları arasında tam 40 sene aktif hekim olarak görev yapmış ...
Who is Inside You?
Archive

Who is Inside You?

I am celebrating autumn and changing of weather and İstanbul Modern is hosting a new exhibition after MACK, that you shouldn’t miss at all: İnci Eviner Retrospective in İstanbul Modern, ‘’Who Is Inside You?’’. The beautiful ambiance of İstanbul Modern, right on the Bosphorus, helps you to get out of this heavy mood and enlightens you with Northern breeze, coming down from the Black Sea. Who is İnci Eviner by the way? Born in Polatlı, Ankara in 1956, Eviner, graduated from Fine Arts Academy in İstanbul in 1980 and opened her first solo exhibition in 1986. There is a really long list of her activities, exhibitions and artistic presence in this link: http://www.incieviner.net/en/cv.html But the best way to get to know her, is to go and visit this incredibly rich retrospective i...
Yarim İstanbul…
The City

Yarim İstanbul…

Bazen durup düşünürüm. En tatlı, en iyi, en etkileyici, en heyecan verici, en romantik, en acılı… İstanbul’un geçtiği şarkı hangisidir diye. Kimi zaman spesifik, yani, semt, ilçe, gibi yerlerle özdeşleşmiş şarkılar gelir aklıma, kimi zaman da İstanbul’un portreleri, sonbaharı, ada sahilleri… Saymakla bitmez, en azından serbest zihin akışı ile sıralamak kâfi olur mu dersiniz ? Müzeyyen Senar’ın, boğazınızdan yağ gibi akan ama hafiften de yakan sesinden “Yine Bu Yıl Ada Sensiz”den kim vazgeçebilir ? Bu şarkıda bahsi geçen Büyükada’dır, zaten doğrudan “Ada” olarak ifade edilir. Bir yandan da “…dilde yalnız dolaştım…” der Müzeyyen Senar; ki “dil burnu” kastedilir… Bu güzide nihavend şarkının beste ve güftesi İstanbul/Bakırköy doğumlu, Ahmet Rasim torunu Osman Nihat Akın’a aittir. Osman Nih...
Heybeliada’da İnönü’nün İzinde
The City

Heybeliada’da İnönü’nün İzinde

Hadi Adalar’a gidelim dendiğinde, bugün akla gelen çam ağaçları arasında yürüyüş yapmak, faytonların şosede çıkardığı tıkır tıkır sesler eşliğinde tepelere çıkıp manzara seyretmek, sahildeki lokantalarda balık keyfi yapmaktan ibaret. Hele bir de hafta sonu gittiyseniz, kalabalıklar içinde yolunuzu bulmaya çalışmak da ekleniyor bu rutin beklentilere… Bense sizlere, Heybeliada’ya gittiğinizde, bunların yanı sıra, yakın tarihin izini sürmeyi önereceğim: Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün uzun yıllarını geçirdiği ve bugün “İsmet İnönü Evi” adıyla Pazartesi hariç her gün 10:00-18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilen müze evi gidin, görün, gezin diyeceğim. 1924 senesinde ciddi bir rahatsızlık geçiren İnönü’ye doktorlar kesin istirahat önerirler. O da Heybeliad...