The City

Suadiye İstasyonu
The City

Suadiye İstasyonu

İstasyon, hayatımız gibi. Seçtiğimiz yollarda karşımıza çıkan İstasyonlar. Şöyle durup dikkatle bakınca güzelliğini heyecanını duygusunu tüm sevinç ve hüzünlerini bize akıtan durak yerleri.Ne zamandır transit geçerken gözüme takılan mimlediğim istasyonlar var yolumun üzerinde! Gerçek İstasyon. Önceleri trenler için kullandığım şimdilerde aynı rayların bakımla günümüze güncellemesi ile beni bi dakka da oradan oraya taşıyan canım rayların durak yerleri. Ve pembe olanı pinky pinky Suadiye İstasyon binası. Pamuk helva gibi tüm zarafetiyle misafirlerini karşılayan aynı zarafetle uğurlayan güzeller güzeli Suadiye istasyon binası. Dantel gibi oyulmuş beyaz işlere gönderme yapan kenar süsleri ile gerçekten görülesi, etrafında daire çizilesi bina. Şöyle bir incelediğimde bu hat üzerin...
Havadan, Sudan – II
The City

Havadan, Sudan – II

...devam ediyor. Buranın adı İstanbul.   Neresinden bakarsam başka bir olağanüstü yönünü gördüğüm büyülü şehir. Tarihi ayrı, mitolojisi ayrı, kıyıları, insanı, mimarisi, coğrafyası ayrı hikayelerle dolu.  Bakın Bayram Kılıç, 1984 yılında İstanbul İli ve Çevresinin İklim Özellikleri’nde nasıl anlatmış şehrin coğrafi olağanüstülüğünü:  “Bölgenin iklim bakımından genel bir ortak özelliği, sirkülasyon bakı­mından çok hareketli bir saha olması, boğaz oluğunun hâkim rüzgâr istikame­tinde açılmış bulunması, çukur sahalarda durgun ve kirli havanın toplanması­nı engelleyen, drenajı kolaylaştıran ve hava kirliliğini büyük ölçüde azal­tan bir topoğrafyaya sahip olmasıdır.”  Tüm plansız yapılaşmasına, ormanlarının kesilip, yüksek binalarla rüzgar koridorlarının...
Ruhban Okulu
The City

Ruhban Okulu

Sevinçle gittim bir pazar kafama esince bir anda;Bostancı'dan motor Heybeliada. Zaten adaya her ayak bastığımda hayat hep yolunda, ben hep tatildeyim hissi kaplıyor içimi. Tüm Adalar için geçerli tabii bu hissim. Hoş, devamlı yaşasaydım aynı mı olurdu tabii bimiyorum. Neyse... Tabii ki planım Heybeliada Özel Rum Fener Lisesi. Gidiş için de yürüyüş parkur planladım. Yol üstünde tatlı ada evleri, minnak kahveler, gerçek eskiciler, kitapçılar arasında  fotoğraf çeke çeke ilerledim. Bu fotoğraf çekme meselesi bende arkanda pirinç tanesi bırakıyor hissini veriyor, bir sevinçli oluyorum o da başka tabii. Hafif rampalı yokuşu ben yürüyerek, başkaları biskletle çıkarken sağlı sollu güzel ağaçların arasında bir anda karşına çıkıyor okul. Yüksek duvarlarından taşan bol yeşilliklerle. Kapıd...
Havadan, Sudan
The City

Havadan, Sudan

En tatsız, en kasvetli dediğimiz zamanlar bile bir yerlerde iyi bir şeylere vesile oluyor. Hep beraber neler olduğunu anlamaz bir şekilde Covid 19 virüsünden kırılıp evlerimize çekildiğimiz zamanlar hem İstanbul’da hem de sanırım tüm dünyada öncekilerden çok farklı bir ilkbahar geçirmemize sebep oldu. Evet, bizler evlerimizdeydik ama bu sayede doğa bir başka uyandı, yaban hayvanları kimi yerlerde şehirlere indi, hava temizlendi, ben kendi adıma evimin etrafında bu kadar fazla kuş yaşadığını, hatta cırcırböcekleri olduğunu ilk kez bu baharda gördüm, geceleri başımı yukarı kaldırınca puslu bir karanlık yerine ilk kez yıldızları gördüm şehirde. Evde olduğumdan mıdır nedir, Nisan başında birkaç gün süren fırtına bana her zamankinden daha şiddetliymiş gibi geldi. İki bölüm halinde anlatacağ...
Nezahat Gökyiğit Botanic Garden
The City

Nezahat Gökyiğit Botanic Garden

I was raised and spent more than 25 years in Harbiye which is located in the European Side of Istanbul. For the last 10 years, I live in different parts of the Asian Side and I am still homesick for ‘karşı’ (the other side). To me it is much more fun to live on the European side, a lot more to do, a lot more to discover, to go, to see, to enjoy. I used to go to Belgrad Forest almost every Sunday for the morning walk at its beautiful 6 km route, into the arms of the mother nature. A couple of days ago, I was wondering where I can go for a nice morning walk. It needs to be a place not as far as Caddebostan coastline or Fethi Pasha Grove, I wanted someplace close-by Ataşehir. After quick surfing on the net I met her! Nezahat Gökyiğit Botanic Garden, only 6 km away from me! I do not kno...
Balat Stories
The City

Balat Stories

Sabahın serin sükunetinde evinin önüne serdiği kilimine oturmuş çekirdek çitleyen kadının çıtçıtlarından başka ses duyulmuyordu. Derken sokağın ucundan trompetle dolaşan bir çocuk girdi, çalarak yaklaştı. Kadın yavaşça başını kaldırdı, tatlı tatlı seslendi: Küçüüük, senin mi o davul? Çocuk çalmayı esti: Eveeeet Kadın sakince devam etti: Bana bak şimdi alır onu kafana geçirir, senin de boğazını sıkarım. Yürü git mahallende çal, hadee! Ve tekrar sessizlik… Balat’ın ara sokaklarında olağan günlerden biri başlıyordu. Bilen biliyor ya hani, son yıllarda Cihannüma’mızın güzide, tarihi eserleriyle kıymetli,  ahalisiyle kozmopolit semti Balat iyiden iyiye moda oldu. Hatta hiç olmadığı kadar hip ve avantgarde tanımlanmaya başlandı orada yerleşip yaşamak. Öncelikl...
Sounds of Istanbul
The City

Sounds of Istanbul

Every city has its own unique sounds. I especially miss the sounds of Istanbul when I am not in the city. Yes, İstanbul is a very crowded and sometimes unbearably loud city. But if you listen carefully enough, it tells you a mysterious story. The day starts with the ‘ezan’, call for the prayer, almost like a serene song reaches you from the high minarets of the mosques. If it is a Sunday, ringing bells of the churches accompany it with beautiful harmony. If you are close to the Bosphorus, you will hear the scream of the seagulls. You can definitely meet the cheerful voices of the street hawkers at any point of the city, in street markets, in Grand Bazaar, in Spice Market, or from the salesman next to his simit tray. In Istanbul, if you drive, you still horn regularly, ...
Mektup Adresi; Feneryolu Sokak
The City

Mektup Adresi; Feneryolu Sokak

Feneryolu’nda Abdülkadir Efendi Köşkü ya da Prenses Atiye Sitesi, Feneryolu ile Kızıltoprak arasında tren yolunun üst tarafında yüksek duvarların çevirdiği yedi dönümlük bahçenin içindeki köşk Sultan Hamid’in oğlu Abdülkadir Efendi’ye aitmiş. Aynı zamanda çok iyi bir violonist olan Abdülkadir Bey müzik çalışmaları için bahçeye tek katlı ahşap bir oda, bir de garaj yaptırmış ki o zamanlarda Kadıköy’de otomobil yok denecek kadar azdı, düşünün! Üç katlı ondört odalı iki büyük salonlu bu köşkle karşılaşmam tamamen tesadüf. Ne zamandır beni evine davet eden arkadaşıma gittiğimde koskocaman sitenin içinde bir de ne göreyim; bu nefis yapı hala dimdik, olanca terk edilmişliği ve hüzünlü mağrurluğu ile karşıma çıkıverdi. Meraklı sorularıma aldığım yanıtlardan öğrendim ki 2.Dünya Savaşı’n...
Yarim İstanbul…
The City

Yarim İstanbul…

Bazen durup düşünürüm. En tatlı, en iyi, en etkileyici, en heyecan verici, en romantik, en acılı… İstanbul’un geçtiği şarkı hangisidir diye. Kimi zaman spesifik, yani, semt, ilçe, gibi yerlerle özdeşleşmiş şarkılar gelir aklıma, kimi zaman da İstanbul’un portreleri, sonbaharı, ada sahilleri… Saymakla bitmez, en azından serbest zihin akışı ile sıralamak kâfi olur mu dersiniz ? Müzeyyen Senar’ın, boğazınızdan yağ gibi akan ama hafiften de yakan sesinden “Yine Bu Yıl Ada Sensiz”den kim vazgeçebilir ? Bu şarkıda bahsi geçen Büyükada’dır, zaten doğrudan “Ada” olarak ifade edilir. Bir yandan da “…dilde yalnız dolaştım…” der Müzeyyen Senar; ki “dil burnu” kastedilir… Bu güzide nihavend şarkının beste ve güftesi İstanbul/Bakırköy doğumlu, Ahmet Rasim torunu Osman Nihat Akın’a aittir. Osman Nih...
Heybeliada’da İnönü’nün İzinde
The City

Heybeliada’da İnönü’nün İzinde

Hadi Adalar’a gidelim dendiğinde, bugün akla gelen çam ağaçları arasında yürüyüş yapmak, faytonların şosede çıkardığı tıkır tıkır sesler eşliğinde tepelere çıkıp manzara seyretmek, sahildeki lokantalarda balık keyfi yapmaktan ibaret. Hele bir de hafta sonu gittiyseniz, kalabalıklar içinde yolunuzu bulmaya çalışmak da ekleniyor bu rutin beklentilere… Bense sizlere, Heybeliada’ya gittiğinizde, bunların yanı sıra, yakın tarihin izini sürmeyi önereceğim: Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün uzun yıllarını geçirdiği ve bugün “İsmet İnönü Evi” adıyla Pazartesi hariç her gün 10:00-18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilen müze evi gidin, görün, gezin diyeceğim. 1924 senesinde ciddi bir rahatsızlık geçiren İnönü’ye doktorlar kesin istirahat önerirler. O da Heybeliad...